DOĞUM ÖNCESİ TANI


Sevgili anne baba adayları,

Hayatınızın en heyecanlı ve bir o kadar da renkli bir dönemine ulaşmak üzeresiniz. Çoçuk sahibi olmanın tarif edilemez mutluluğunu yaşamaya hazırlandığınız bu süreçte, yeni doğacak bebeğinizden ötürü sizi tebrik ederiz. Hamilelik döneminin sağlıklı ve sorunsuz geçmesi, rahat ve problemsiz bir doğum ve nihayetinde sağlıklı bir bebeğe sahip olmak için devamlı olarak doktorunuzla görüşmeniz çok önemlidir. Hamilelik döneminde, bebeğin anne karnındaki gelişimine bağlı olarak bazı incelemelere ihtiyaç duyulabilir. Muhtemel hastalıkların bir kısmı gelişim sırasında dış etkenlere bağlı olarak ortaya çıkarken, bir diğer kısmı da genetik bilgideki düzensizliğe bağlı olarak kalıtsal yolla aktarılır. Gelişen genetik bilimi ile günümüzde pek çok kalıtsal hastalığa teşhis konulabilmektedir. Genetik olarak “hasta” veya “taşıyıcı” olan çiftlerin doğacak çoçuklarına hastalığı aktarma riski oldukça yüksektir. Prenatal tanı yöntemiyle gebelik sırasında bebekteki genetik düzensizlikler belirlenmektedir. Bunun yanında, “Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT)”, sağlıklı bebek sahibi olmayı sağlayan, gebelik öncesi uygulanan yeni bir genetik yöntem olarak ortaya çıkmıştır. 1990ların başlarında prenatal tanıya alternatif olarak uygulanmaya başlanan preimplantasyon genetik tanı yönteminde gebelik öncesi laboratuvar ortaminda oluşturulan embryolar genetik bozukluklar açısından incelenir ve genetik olarak “sağlıklı” olduğu belirlenen embryolar anne rahmine yerleştirilir. Böylelikle genetik bir anomali için risk taşıyan çiftlerin, sağlıklı çoçuk sahibi olma şansları daha da artırılır.

Son yıllarda insan genom projesinin tamamlanması ile genetik bilimi büyük bir gelişme göstermiştir. Bu çalışma sonucu şu an insan genomunda yaklaşık 23.000 gen olduğu ortaya çıkmıştır. Proje sonrası ortaya çıkan bir diğer çok önemli bulgu ise bir insanda yaklaşık 10 milyon tek nükleotid polymorifzmi bulunmasıdır. Bu polimorifzmler insanlardaki çeşitliliği, farklılıkları sağlamaktadır. Bunlardan bazıları hastalığa yol açabilirken bazıları da hastalığa yatkınlık derecemizi arttırabilir. Dolayısıyla bu noktada genetik danışmanlık büyük önem kazanmaktadır. Genetik danışmanlık günümüzde gelişen teknolojinin sunduğu imkanları kullanarak yapılan genetik testler ile birlikte kişisel tedaviyi şekillendirir. Özellikle genetik açıdan riskli bireylerde (aile geçmişinde genetik hastalık bulunan) genetik danışmanlığın önemi artmaktadır. Aşağıda kısaca bahsedilen alanların hepsinde merkezimiz genetik danışmanlık vermektedir.

Merkezimizde Mendel kalıtımıyla aktarılan bazı genetik hastalıklarının tanı işlemi yapılmaktadır. Bu sayede kişide hangi genetik değişikliğin (mutasyon) olduğu tespit edilmektedir. Bu mutasyonlar 3 farklı şekilde bir sonraki nesle aktarılır. Bunlar otosomal dominant (baskın), otosomal resesif (çekinik) ve X kromozomuna bağlı olarak geçiş gösterir.

Baskın bir şekilde aktarılan mutasyonlarda ebeveynlerden biri bu mutasyonu taşıyorsa taşıdığı mutasyonun yol açtığı hastalığa sahiptir ve çocuklarının hasta olma durumu %50’dir.

Çekinik şekilde aktarılan mutasyonlarda ebeveynlerden ikisinin de bu mutasyonu taşıması durumunda çocuğun hasta olma durumu %25’tir. Taşıyıcı olma riski %50, hasta olmama ve hastalığı taşımama durumu %25’tir.  Eğer sadece tek bir bireyde o mutasyon varsa çocuğun hasta olma durumu yoktur sadece taşıyıcı olabilir ve bu durumun olma ihtimali %50’dir.

Çekinik şekilde aktarılan mutasyonlar özellikle akraba evliliği sonrası çocukların hasta olmasına sebep olabilmektedir. Çekinik olan mutasyonun akraba oldukları için iki bireyde de bulunma ihtimalinin yüksek oluşu, çocuğun hasta olma riskinin %25 olmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla akraba evliliğinin toplumda azaltılmasına yönelik toplumda bilinç oluşturulmalı, gerçekleşen akraba evlilikleri sonrası bireylerin mutlaka genetik test yaptırmaları gerekmektedir.

X kromozumuna bağlı aktarım gösteren mutasyonlar baskın ve çekinik özellik gösterebilirler. Kadınlarda 2 adet erkeklerde ise 1 adet X kromozomu bulunmaktadır (erkeklerde  diğer cinsiyet kromozomu olan Y kromozomu bulunmaktadır). Eğer hastalığa yol açan mutasyon baskın bir aktarım gösteriyorsa mutasyona sahip bireyler hastalık fenotipini gösterirler ama erkek bireyler tek X kromozomuna sahip oldukları için hastalık daha ağır seyreder. Çekinik mutasyonlarda, erkeklerde tek X kromozomu olduğu için erkek bireyler hastalık fenotipini gösterirler ve sağlıklı bir kadınla olan kız çocukları mutlaka taşıyıcı özellik gösterir, erkek çocukları ise sağlıklıdır. Çekinik mutasyona sahip kadın ile sağlıklı erkek bireyin çocuklarında erkek çocuğun hasta olma durumu %50’dir. Bu durumda kız çocuğun taşıyıcı olma durumu da %50’dir. Hasta bir erkek birey ile taşıyıcı bir kadının erkek ve kız çocuklarının hasta olma durumu %50’dir.

Genetik taramanın hastalığın iyileşmesine olan katkısı nedir?

Genetik tarama ile kalıtsal hastalığınıza yol açan genetik değişiklik tespit edilir. Hastalığın nedeni belirlendikten sonra bazı hastalıklar için iyileştirici, rahatlatıcı tedaviler uygulanmaktadır, ama kişideki genetik değişiklik düzeltilemez.

Genetik tarama sonucu çocuğumda oluşabilecek hastalık riski azalır mı?

Eğer sizde kalıtsal bir hastalık var ve eşinizde yoksa ve bu hastalık baskın şekilde aktarılıyorsa çocuğunuzun hasta olma riski de %50’dir. Genetik test sonucu bu değişmez. Ama üreme genetiği kısmında bahsedilen PGT yöntemiyle sağlıklı embriyolar seçilip sağlıklı bir gebelik elde edilebilir.

Eşimle yakın akraba olmamıza rağmen yine de genetik test yaptırmalı mıyız?

Evet, çünkü siz ve eşiniz hasta olmasanız bile çekinik aktarılan bir mutasyona sahipseniz eşinizde de, akraba olmanızdan dolayı, bu mutasyonun olma ihtimali yüksektir. Dolayısıyla bu durumda çocuğunuzun hasta olma riskini öğrenmek için genetik test yaptırmalısınız.

Yeni doğanların yaklaşık %4’ü çeşitli anomalilerle dünyaya gelmektedir. Bu anomalilerin tedavisi olmamakla birlikte kromozomal bozuklukların ya da birçok Mendel kalıtımlı genetik hastalıkların prenatal tanı yöntemiyle teşhisi mümkündür. PGT ise genetik açıdan riske sahip çiftlerin embriyolarının seçilme işlemidir. Bu işlem sayesinde sağlıklı ve sağlıksız embriyolar tanımlanabilir ve sağlıklı embriyoların anneye transferi neticesinde sağlıklı gebelikler elde edilebilir. Her gebelikte genetik tanı gerekmez.

Hangi Gebeliklerde Prenatal Genetik Danışmanlık Gerekir?

  • 33 yaş ve üstü anne adayları
  • Daha önceki gebeliğinde anomali saptanan anne adayları
  • Genetik hastalık taşıyan çocuğu olan çiftler
  • Aile geçmişinde genetik bir hastalık bulunan çiftler
  • Daha önceki gebelikleri düşük yüzünden sonlanmış anne adayları

Prenatal tanı nasıl yapılmaktadır?

1)Amniyosentez: Alınan amniyotik sıvı içerisinde bulunan fetal hücrelerden gerekli çalışmalar sonucu kromozomlar elde edilir. Ayrıca yine bu hücreler kullanılarak fetal DNA analizleri, enzim analizleri de yapılmaktadır.

2)Koryonik Villus Aspirasyonu (CVS): Fetal plasentadan biyopsi örneği alınır ve koryonik villuslardan gerekli çalışmalar sonucu kromozomlar elde edilir ve laboratuar teknikleri kullanılarak prenatal tanı yapılır.

3)Kordosentez: Bu teknikte göbek kordonundan alınan fetusa ait kan örneğinden kromozomlar elde edilir. Bu yöntem daha çabuk sonuç vermekle birlikte diğer yöntemlere göre daha zor ve risklidir.

4)Anne kanında bulunan fetal nükleik asitler kullanılarak prenatal tanı uygulanmaya yavaş yavaş başlanmıştır. Bu teknik diğer tekniklere göre çok daha kolay ve risksiz olduğu için günümüzde bu tekniğin etkili olması için çalışmalar devam etmektedir.  

Otizmin nedenleri çevresel olabileceği gibi multi-genetik faktörler de hastalığın oluşumunda rol alabilir. Bu yıla kadar otizm spektrum bozukluklarını teşhis için genetik test yoktu. Sadece bazı DNA bölgelerindeki değişiklikler bu hastalıklarla ilişkilendiriliyordu. Bu bölgelerdeki DNA dizisindeki değişiklikler başka diğer hastalıklarla ilişkili olabileceği için bu testler o hastalıkların tıbbi yardımı için önemli olmaktadır. Genetik test anlamında rutin olarak kromozomal mikroarray testi ve otizm spektrum bozuklukları ile ilişkilendirilen Frajil X sendromu testleri yapılmaktadır.

*Bu yıl Skafidas ve arkadaşlarının yaptığı çalışma sonucu ortaya çıkan verilere göre 146 gende 237 tek nükleotid polimorfizmi bu hastalıklarla ilişkilendirilmiştir. Bu da hastalığın moleküler genetik teşhisi açısından oldukça önemli bir gelişmedir. Bu çalışma bazı popülasyonlar için halen doğrulanma aşamasındadır.  

Otizm, davranışları nasıl etkiler?

Otizm özellikle sosyalleşmeyi etkiler. Otizmli insanlarda sıklıkla aile bireyleri ya da diğer insanlarla ilişki sırasında hiperaktif ya da çekingen/tutuk davranışlar gözlemlenebilir.

Otizm başka hangi hastalıklarla birlikte gerçekleşebilir?

Otizm kendi başına da görülebilirken başka diğer gelişimsel hastalıklarla (zeka geriliği, öğrenme bozukluğu, epilepsi gibi) birlikte de ortaya çıkabilir.

Otizm ile zeka geriliği arasında fark var mıdır?

Zeka geriliğinde zeka ve muhakeme kapasitesi normalin altındadır, IQ skoru 70’ten düşüktür. Otizm ise sosyal bir bozukluktur ve sosyal olaylar karşısında normalden farklı bir davranış şeklinde kendini gösterir.